16 Ocak 2018 Salı

2017'NİN OLAY YARATAN 24 BLOG YAZISI

Herkese selam! Biraz geç olacak ama, 2017'nin olay yaratan (elbette kastettiğim şey en çok okunan, yorumlanan ya da ilgi gören anlamında) blog yazılarımı sizler için derledim! Kısa hatırlatmaların ardından linklere de yer verdim, okuyabilirsiniz... Bakalım 2017'de en çok okuduğunuz 24 blog yazım hangileriymiş? 

15 Ocak 2017: İsveç'teki hayatım bakın nasıl başladı 


Erasmus için gittiğim Malmö/İsveç'ten yazdığım ilk yazımda sizlere İstanbul'daki kar fırtınasını aşarak gittiğim İsveç'te gecenin 4'ünde uyandığım ilk sabahtan, kaloriferin neredeyse yanmadığı buz gibi odamdan ve aşırı pahalı İsveç SEK'lerinden bahsetmiştim. Soğuktan çatlayan ellerime de değinmeden geçmemiştim. İsveç'ten yazacağım ilk yazı tabii ki merakla bekleniyordu. Haliyle çok okundu ve ilgi çekti.


5 Şubat 2017: Bisikletle Lund'a gittik, bakın neler oldu 


Şubat'ın ilk günü, -1 derecede, saatte bilmem kaç kilometre esen rüzgara karşı gidiş dönüş 40 kilometre pedal çevirmek deliliğini yaptık arkadaşlarımla. Bu serüveni anlattığım yazı da çok okunanlara ilk sıralardan giriş yaptı.


26 Şubat 2017: Brüksel'de ne yaptım? 


Şubatın sonuna doğru spontane bir şekilde Brüksel'e gittik. Fazlasıyla Tenten, Manneken Pis/İşeyen Çocuk, çikolata, waffle, çizgi roman, French fries, müze ve Euro muhabbeti içeren yazım oldukça ilgi çekti. 


4 Mart 2017: İsveç'te kahvaltılarda ne yiyorum?


İsveç'te kahvaltılarımı nasıl yaptığım çok merak ediliyordu. Ben de yazdım.


15 Mart 2017: İsveç'te bisiklet tamirine 41,50 lira veren Mert'in dramı 

Bu dram da çok okundu. Çünkü 5 liralık bir işlem için tam 100 SEK vermiştim ve üstelik, devamı da gelecekti...


2 Nisan 2017: Bugün olaylarla dolu Katrinetorp Çiftliği'ndeydim!


Dizi çekmek için uygun entrikalı ortamları barındıran çiftliği gezip yazdığım yazı, oldukça beğenilmişti. 


20 Nisan 2017: Çay'a övgü


Çaya olan sevgimi dile getirdiğim yazı çok sevildi ve okundu. Ayrıca çay ve kahve diye okurlar ikiye bölünmedi de değil. 


30 Nisan 2017: İsveç Lund'da Valborg Festivali: Skam'ın gerçek hali!


İsveç'te kutlanan bir öğrenci festivali olan Valborg için tekrar bisikletle Lund'a gittim. Baharı karşılamak için olan bu festival bana "yahu öyle saçmalık olur mu, bahar geleli ohooo, yazı karşılayın bari" dedirtse de, öyle şeyler gördüm ki, sonrasında "Bundan sonra Skam'da izleyeceğim hiçbir şey beni şaşırtamaz!" tepkisini verdim.


4 Mayıs 2017 : Yeni çizgi roman dizisi: Mert'in İsveç Günlüğü - Bölüm 1


İsveç günlerimi çizgi romanlaştırma bahanesiyle yeniden çizgi roman yapmaya başladım! Hiç bilgisayar işi olmadan tamamen elimle çizip ve siyah-beyaz olarak bıraktığımm çizgi romanın ilk bölümü, İsveç'te geçen Ocak-Şubat aylarımı özetliyordu. Eğlenceli bir dille anlattığım için yazı çok okundu ve sevildi. 



21 Mayıs 2017: Stockholm'de muhteşem bir hafta: Neler yaptık?


İsveç'e gitmiş ama daha Stockholm'ü görmemiştim! Malmö'den hızlı trene binip Stockholm'e gittik! Deniz botuyla tura katılınıp Stockholm adacıkları denizden görüldü, Gamla Stan'dan eski çizgi roman kapaklarının teneke afişleri, karakter figürleri ve başka vintage parçalar alındı, Millennium Üçlemesi'nin geçtiği sokaklarda (Bellmansgatan, Götgatan, Hornsgatan, Zinkensdamm) dolaşıldı, Mikael Blomkvist'in evi ziyaret edildi, İsveç'in minimalist ve ferah dekorasyon stilinden ilham alındı, kahve içildi, bol bol fika yapıldı, gezildi, görüldü, yaşandı... Burada anlatıldı: 


28 Mayıs 2017: Bu sezonun "waoooouvw" dedirten yerli dizisi hangisiydi? 

İsveç'e gitmiş ama yerli televizyon ekranından da geri kalmamıştım! Başlığa verdiğim cevapsa herkesi şok etti tabii.



7 Haziran 2017: Malmö'ye, İsveç'e veda... 

İsveç'te Erasmus günlerimin sonuna gelmiştim artık... Ve yazımı şöyle bitirdim: "5 ay boyunca İsveçlilik oynadım. İstediğim tam da buydu zaten. Ben artık müsaade istiyorum, Malmöcüm. Kendine iyi bak. Sana verdiğim sırları da kimselere anlatma." 


15 Haziran 2017: Trabzon'dan sevgiler ve Laz böreğinin sırrı

Trabzon'dan birkaç şey anlattım.


18 Haziran 2017: Babamın muazzam kütüphanesi 



21 Temmuz 2017: Olay yerinden bildiriyorum: Korkunçtu! 

Marmaris'teki 6.3 büyüklüğündeki depremi yaşadım ve o gün anlattım:


2 Ağustos 2017: Şezlonglarda kitapsızım! 

Bu yaz okuyacak kitap bulamadığımdan yakındım. Çünkü her yerde Lise Aşkım, Çok Yakışıklı Çocuk, Karizmatik Çocuk, Hoş Çocuk, Çok Yakışıklı Çocuk II, Önüm Arkam Aşk, Arkam Önüm Aşk, Aşkımızın Meyveleri, Aşk Meyveleri, Çekirdeksiz Aşk gibi adları olan, kapaklarında size doğru agresif bakışlar fırlatan yarı çıplak erkek fotoğraflarının olduğu kitaplar olduğundan bahsettim.


20 Ağustos 2017: İnternete özel yepyeni hikaye serim geliyor! 


Yeni kitabım çıkana kadar sizleri bekletmeyeyim dedim ve internete özel yepyeni bir kurgu yazmaya başladım... Bu hikaye serimi yakında blogda paylaşmaya başlayacağımdan bahsettim ve ilk alıntıyı paylaştım: "Kendini, bir çay fincanına batırılan ve çıkarmaya zamanında yetişilemediği için fazla ıslanmaktan mütevellit çayın içine düşüp onlarca parçaya ayrılan bir bisküvi, kurabiye gibi hissediyordu." Tabii şimdi biliyorsunuz ki, o hikaye serim Mürekkep Kokunu İçime Çektim. 

22 Eylül 2017: Yeni bir macera: Mürekkep Kokunu İçime Çektim


Ve hikayenin adıyla konusunu duyurdum. Hayatının en zor döneminden geçen Irmak'ın, bir gün bir kitap alıp okumaya başlamasıyla her şeyin değişmesini anlatacaktı hikaye. İlk kapak buydu ama sonradan kapak değişti. 



28 Eylül 2017: Bu yazın en iyi albümü Hande Yener'den geldi! Çünkü...


Hande Yener bu yıl çıkardığı yeni albümü Hepsi Hit Vol. 2 ile, 2006'daki Apayrı ruhunu 2017'ye taşımıştı. Beklediğim Hande albümü geldi, sound'lar ve sözler muazzamdı! O nedenle Hande'nin 10 yılda bir gelen ustalık albümlerinden biri olduğunu yazdım. Pop, house, elektro, akustik, slow, vokal... albümü muazzam buldum. 


29 Eylül 2017: Mürekkep Kokunu İçime Çektim - 1. Bölüm


Mürekkep Kokunu İçime Çektim'ilk ilk bölümünü yayımladım. Yaklaşık 6000 kelimelik çok uzun bir bölüm olmasına rağmen okundu, hatta beş ayın en çok okunan yazısı da oldu. Şimdiye dek yayımladığım ilk 10 bölüm, toplamda 10.000 okuyucuya ulaştı! Eğer siz hala başlamadıysanız, geç değil. Irmak ve Atlas'ın romantik ve gizemli dünyasına dahil olabilirsiniz. 


15 Ekim 2017: Pazar gününüzü güzelleştirecek naif, hüzünlü kitap tavsiyeleri.

Bazı kitaplar vardır: Okurken sizi çok etkilerler ve bitirdiğinizde kendinizi darmadağın bir halde bulursunuz. Yazımda, içinizde bir yerlere mutlaka dokunacak kitapları listeledim.


25 Kasım 2017: Trabzon'da doğum günüm bakın nasıl geçti? 


Doğum günüm için spontane bir şekilde gittiğim Trabzon'da yediklerimi yazdım. Yazı çok okundu ve yorumlandı. Mürekkep Kokunu İçime Çektim'in 1. bölümüyle birlikte, 2017'nin en çok okunan ve ilgi gören yazılarından oldu. 


25 Aralık 2017: Hürriyet Seyahat'te Malmö'yü yazdım


Hürriyet'teki ilk yazımda, beş ay boyunca kaldığım Malmö/İsveç'i yazdım. 


27 Aralık 2017: 2018'den bazı isteklerim

2017'nin yavaş yavaş sonuna gelirken, 2018'de olmasını istediğim bazı şeyleri listeledim. Bunlar kişisel dilekler değil de, daha çok popüler kültüre ve yaşama ait bazı genel istekler oldu. 

http://kafadergi.blogspot.com.tr/2017/12/2018den-bazi-isteklerim.html

İşte geçen yılın en çok ilgi gören yazıları bunlardı! Peki sizler onları okuduğunuz ilk günü hatırlıyor musunuz? Ya da okumayıp gözden kaçırdıklarınız olmuş mu? Yazın bana!

Sosyal medya hesaplarım: 

twitter: @ofluoglumert
instagram: @ofluoglumert
facebook: @ofluoglumert 

14 Ocak 2018 Pazar

BENİM ACAYİP TRABZON'UM GELDİ YİNE!


Bu kadar İstanbul yeter, bütün çocuklara iyi geceler. Haftaya bana yine bir Trabzon yolculuğu göründü! 

Benim için Trabzon asla tek başına doğayla iç içe olunan bir şehir değil (ki son on yıldır öyle de değil zaten), aksine, oraya gidip o şehir temposunu yakalamayı seviyorum. 

Yapmam gereken çok iş var! 

İşe şehirde yeni açılan kitabevlerini ve kafeleri keşfetmekle başlayacağım. Bazılarının dekorasyonu o kadar güzel oluyor ki, kendimi cidden yurt dışında bir mekanda gibi hissediyorum. 

Sezonun tiyatro oyunlarını da mutlaka görmeliyim, acayip güzel oluyorlar.


Aynı zamanda alışveriş listem kabarık, hepsini Trabzon’a sakladım! 

Göz doktoruma ve berberime de illa uğrayacağım gibi duruyor. 

İşin en leziz tarafıysa tabii ki yöresel tatlardan Laz böreği, hamofta reçeli ve kuymak yiyecek olmak. Sokak simidi, döner, köfte ve ekmeği söylemiyorum bile. Tek başına bile nefis olan Trabzon ekmeği kızartıp üstüne tereyağı ve reçel sürünce öyle güzel oluyor ki... 

Uzun çay saatleri, aile sohbetleri, eş dost ziyaretleri de derken bazen İstanbul’dan çok daha yoğun ve keyifli geçiyor oradaki hayatım. 

Hele şehrin ara sokaklarında, 1800’lü yılların sonlarından kalma o muhteşem mimari yapıların –köşklerin ve konakların– önünde montumun yakasını kaldırıp bir dedektif gibi dolaşmayı çok seviyorum. 

Kendimi siyah-beyaz bir fotoğrafta hissediyorum resmen! 

Şehrin nüfusu bir milyonu çoktan geçti ve sokaklarında her daim dinamizm var. 

Kısacası Trabzon’un şehir hayatı apayrı bir dünya, bak nasıl canım çekti şimdi! Hadi gelin birlikte gidelim ya!

Trabzon, kitabım Ters Düz'ün geçtiği kurgu ürünü Bozbalık Köyü'ne de ev sahipliği yapıyor biliyorsunuz...


Bu arada kitap demişken... Yeni kitabım çıkana kadar sizleri bekletmek istemeyip internete özel yazmaya başladığım hikaye serim Mürekkep Kokunu İçime Çektim'in şimdiye dek yayımladığım ilk 10 bölümü, toplamda 10.000 okuyucuya ulaştı!

Eğer siz hala başlamadıysanız, geç değil. Irmak ve Atlas'ın romantik ve gizemli dünyasına dahil olabilirsiniz. 

Tüm bölümleri blogumda bu linkte bulabilirsiniz.

Ya da wattpad'e de koyuyorum biliyorsunuz, oradan da okuyabilirsiniz. 

Gelecek bölüm olan 11. bölümde bombalar peş peşe patlayacak! En sevdiğiniz karakter bir anda en nefret ettiğiniz karaktere, en nefret ettiğiniz karakter bir anda en sevdiğiniz karaktere dönüşebilir! Yani hikaye biraz değişecek.

11. bölümü ne zaman yayımlayayım?

twitter: @ofluoglumert
instagram: @ofluoglumert
facebook: @ofluoglumert 

12 Ocak 2018 Cuma

BATTANİYE ALTI ŞARKILARI / OCAK MÜZİK LİSTESİ


Selam!

Bu yıl iklim değişikliğiydi, her yere gökdelen dikmekti derken havalar pek soğuyamadı ama bu, battaniye altı şarkıları listemi bu kış yapmayacağım anlamına gelmiyor tabii ki. 

Zaten şu an penceremde sisli-puslu bir hava var ve bu da battaniyenin altına girip şarkıları dinlemek için yeterli bir sebep bence. 

Bu şarkılardan birkaçını sizlerle daha önce paylaşmıştım (hatta onları bende görüp Deep de dinlemiş, sevmiş, paylaşmış). Ama yeni şarkılar da var. Yeni derken, şarkıların çoğu eski şarkı. Hatta 1950-60'lardan caz parçaları çoğu. Sizlerle ilk kez paylaştığım için yeni diyorum.

Ben her müzik türünü seviyorum ama en çok caz, blues, elektronik, deneysel, house, soul, folk, R&B, alternatif gibi, geniş kitlelerin pek sevmediği türleri dinlemekten hoşlanıyorum. Ocak ayının battaniye altı şarkıları listesinde de, bu türlerden yerli-yabancı şarkılar bulacaksınız.

Şimdiden iyi dinlemeler. Dinledikçe bana yazmayı unutmayın. 

Lisa Ekdahl Heavenly Shower
Deniece Williams - Free 
Feist - How Come You Never Go There
Blossom Dearie - Tea For Two 
Hande Yener - Kim Bilebilir Aşkı
Anna Calvi - Suddenly 
Ella Fitzgerald - Love for Sale
Al Green - Let's Stay Together
Lisa Ekdahl - Cry Me A River
Frank Sinatra - Fly Me To The Moon 
Anna Calvi - Eliza
Feist - My Moon My Man
Hande Yener - Biraz Özgürlük
Feist - Intuition 
Fever - Peggy Lee
The Chordettes - Mr. Sandman
Sade - Smooth Operator
Ayşe Hatun Önal - Kalbe Ben
Feist - Comfort Me
Hande Yener - Sopa (Chill Out Mix)
Lana Del Rey - Summertime Sadness
Ane Brun - Black Notebook
Hande Yener - İnsanlar Çok
Louis Armstrong - A Kiss To Build A Dream On
Hande Yener - Kelepçe
Ayşe Hatun Önal - Hayalimdeki
Ella Fitzgerald - Someone to Watch Over Me
Gülşen - Bi' An Gel
Ella Fitzgerald - Speak Low
Hande Yener - Nasıl Delirdim
Lana Del Rey - Video Games
Hande Yener - Unut
Lana Del Rey - High by the Beach
Feist - My Moon My Man
Lana Del Rey - Music to Watch Boys to
Hande Yener - Sakin Olmalıyım
Lana Del Rey - Ultraviolence 
Ayşe Hatun Önal - Bırakma Beni
Hande Yener - Apayrı
Ayşe Hatun Önal - Olay
Funda Arar - Seni Düşünürüm
Ayşe Hatun Önal - Dur Dünyam
Lana Del Rey - Video Games
Ayşe Hatun Önal - Dengesiz
Funda Arar - Roman
Hande Yener - Boşa Ağlayan Kız
Ayşe Hatun Önal - Devran
Ane Brun - You Lit My Fire
Hande Yener - Bugün Sevgililer Günü
Gülşen - Uyan Da Gel
Funda Arar - Skandal
Hande Yener - İyi Şanslar
Funda Arar - Karartma Günleri 
Ane Brun - One 
Hande Yener - Kanat
Marilyn Monroe - My Heart Belongs to Daddy
Hande Yener - Sorma
Gülşen - Kara Böcükler
Gülşen - Sayenizde
Gülşen - Geç Kalmışız
Funda Arar - Dua
Hande Yener - Aşkın Ateşi
Hande Yener - Yalan Olmasın
Gülşen - Yatcaz Kalkcaz Ordayım
Hande Yener - Ne Yaparsın
Louis Jordan - Hungry Man
Hande Yener - Fırtına
Murat Dalkılıç - Lüzumsuz Savaş
Hande Yener - Paranoya
Funda Arar - Gün Gelecek
Hande Yener - Şu An Erken
Hande Yener - Seni Sevi… Yorumlar Yok
Ella Fitzgerald & Louis Armstrong - Cheek to Cheek
Hande Yener - Faili Meçhul
Hande Yener - Sen Anla
Marilyn Monroe - Let's Make Love 
Hande Yener - Kurtar Beni
Hande Yener - Aşkın Gücü 
Funda Arar - Savur 
Hande Yener - Naciye 
İzel - Düşer O
Hande Yener - İp
Hande Yener - Hipnoz
Blossom Dearie - Feelin' Groovy
Hande Yener - Bakıcaz Artık
Funda Arar - Camdan Kalp
Hande Yener - Ne Yaparsın
Funda Arar - Neyse
Funda Arar - Beni Benle Böyle 
Far East Movement - Fighting For Air 
Hande Yener - Pinokyo
Hande Yener - Sanma
Sade - No Ordinary Love 
Hande Yener - Yarasa
Gülşen - İade
Hande Yener - Yaban Gülü
Goldfish - Hold Tight 
Hande Yener - Gece Gündüz 
Hande Yener - İyi Günler
Hande Yener - Hayrola
Feist - 1234 
Murat Dalkılıç - Ben Bilmem 
Hande Yener - Ok Yay
Marilyn Monroe - Diamonds Are A Girl's Best Friend
Hande Yener - Sarhoş Dünya
Hande Yener - Senden Uzakta
Funda Arar - Sessiz Sinema
Hande Yener - Narsist
Far East Movement - Rocketeer
Ceylan Ertem - Annem Duysa Üzülüyor
Hande Yener - En Uzun Gece
Chet Baker - Almost Blue 
Hande Yener - Karar Ver
Dave Brubeck - Take Five
Funda Arar - Yazık 
Hande Yener - Bi Gideni Mi Var
Al Green - Tired Of Being Alone 
Funda Arar - Yok Yok
Hande Yener - Kal Kal
Hande Yener - Neden Ayrıldık
Far East Movement - She Owns The Night 
Ceylan Ertem - Oğlan Acı Çekiyor
Hande Yener - Ben Kimim
Hande Yener - Bir Yerde 
İzel - Solmuş Gül Kasabası
Funda Arar - Geciken Gözyaşı
Al Green - I'm Still in Love with You 
Ceylan Ertem - Gözleri Getirin 
Hande Yener - Böyle Olacak
Hande Yener - Sopa
Duke Ellington - Caravan
Hande Yener - Alev Alev
Hande Yener - Ben En Çok
Marilyn Monroe - One Silver Dollar 
İzel - Rezil 
Ceylan Ertem - Gidip Dinlenmeliyim
Hande Yener - Sana Bir Şey Olmaz
Hande Yener - Düş Bozumu
The Andrew Sisters - Hold Tight 
Ella Fitzgerald - I Gotta Have My Baby Back
Al Green - How Can You Mend A Broken Heart 

twitter: @ofluoglumert
instagram: @ofluoglumert
facebook: @ofluoglumert 

10 Ocak 2018 Çarşamba

MÜREKKEP KOKUNU İÇİME ÇEKTİM - 10. BÖLÜM: "MÜREKKEPTEN BİR OKYANUS"

6. bölüm
5. bölüm
4. bölüm
3. bölüm
2. bölüm
1. bölüm 


İşte, haftalardır sinyallerini verdiğim iki olay bölümden ilki huzurlarınızda. 
Bu, 10. bölümümüz. Ve ilk defa bir bölümün adı var: "Mürekkepten Bir Okyanus". Dengelerin yavaş yavaş değişeceği, karakterleri daha iyi tanıyacağımız, Mürekkep Kokunu İçime Çektim'in asıl hikayesinin başlayacağı bölümler olacak bu 10. ve 11. bölümler. 
Bu bölüm aslında iki bölüm uzunluğunda oldu. Hatırlayacağınız gibi, ilk bölüm 6000 kelimeydi, bu onu da geçti. Ben çok keyifle yazdım. Pek çok farklı olay, sahne, alıntı yapacağınız söz var bu bölümde. Gerçekten şimdiye kadarki en uzun  ve sürprizlerle dolu bölüm oldu. O zaman keyifli okumalar diyerek sizleri Mürekkep'in romantik ve gizemli dünyasıyla baş başa bırakıyorum! 
Uyarı: Dikkatli okuyun ve önemsizmiş gibi görünen detayları bile yakalamaya çalışın. İleride çok işinize yarayacak.
Bölüm şarkıları: Hande Yener - Biraz Özgürlük,
Lana Del Rey - Summertime Sadness
"SELİN... UZAY'LA CİDDİ düşünüyor olamazsın?"
"Hem de gayet ciddi düşünüyorum. Birbirimizi seviyoruz Irmak. Lütfen buna karışma."
Okulun güz dönemi bitmişti ve sömestr tatili öncesi sınav haftasına girmişlerdi. Irmak okulun tıklım tıkış dolu olan kütüphanesine girdiğinde, Selin'i bir moda dergisinin arkasında, kendinden saklanmaya çalışırken yakalamıştı.
"Senin Uzay'ı kandırmadığını nereden bileyim? Bana şantaj yapmak için baktın tehditlerin yetmedi, şimdi onu kullanıyorsun." O sırada yanlarından geçen temizlik görevlisinin kendisine uzaylı gibi baktığını görünce, ses tonunu alçalttı.
"Irmak, hayır. Onu seviyorum. Bak. Senin hayatın çok zor. Benimkinden de. Yalnızca Atlas-Cem durumunu kastetmiyorum, aile hayatını da söylüyorum. Bunu gördüm ve seninle uğraşmaktan vazgeçtim. Geri adım atıyorum."
Irmak ona baktı. Doğruyu mu söylüyordu, yoksa blöf mü yapıyordu?
"Gerçekten. Artık rahatlayabilirsin... Cem'e hiçbir şey anlatmayacağım."
Irmak derin bir nefes aldı ve "Aman ne harika," dedi, ona inanmış gibiydi. "Bunu tam da Atlas'ı terk ettiğimde söylemen yani."
Selin'in gözleri şaşkınlıkla açıldı. "Sahi mi?"
Hiç beklemedikleri bir anda ön sıralarında oturan erkeklerden biri onlara dönüp bağırdı: "Kızlar sessiz olur musunuz? Tüm kütüphane sizin hafta sonunu kiminle geçirdiğinizi öğrenmek zorunda değil!"
"Yapma ya!" diye karşılık verdi Selin. "Ben de on dakikadır senin sandviç yiyip kahve hüpürdetmeni dinlemek zorunda değildim ama dinledim işte!" Kırmızı ojeli parmağıyla "lütfen bu alanda yemek yemeyiniz" yazısını işaret etti.
Çocuk ona el işareti çekti.
Selin öfkeyle sandalyesinden fırlayacakken Irmak onu yakaladı ve "Rezil oluyoruz, hadi çıkalım," dedi. Ders çalışamadığı gibi bir de kütüphaneden çıkmak zorunda kalmıştı ve üstelik Selin'le çıkışa doğru yürürken o sırada kütüphanenin kapısından giren Cem'le yan yana geçiştiler. Cem yan gözle ona bakıp usulca gülümsemişti. Irmak, Selin'in bunu fark edip etmediğini merak etti ama çok gergin görünüyordu. Zaten fark etse bile önemli değildi, nasıl olsa her şeyi biliyordu.
"Okul değil, üstü açık AVM!" diye kendi kendine söyleniyordu Selin. "Kampüste her yere kafe restoran yapmışlar, ama kütüphane elli kişilik! Oturacak yer bulamıyorsun!"
"Haklısın, özel okul işte..." dedi Irmak. Sonra onu kolundan tutup durdurdu. "Sen şimdi benimle uğraşmaktan vazgeçtiğini söyledin değil mi? Cem'e hiçbir şey anlatmayacaksın?"
"Ayy anlatmayacağım dedim ya!"
"Ama neden? Sadece ne kadar berbat bir hayatım olduğunu gördün diye mi?"
"Hayır. Kardeşinle çıkmaya başladım. Bu hiç etik olmaz." Gülümseyen gözleri yanından geçen bir profesörü takip ediyordu. Arkasından "İyi günler hocam!" diye seslendi.
   ---***---      
IRMAK AKŞAM YURDUNA gidip bir kase yoğurtlu müsliyle bilgisayarının karşısına geçtiğinde, kendini tuhaf bir biçimde yalnız hissediyordu.
Atlas'la konuşmayalı tam bir hafta olmuştu. Tekrar kendi kabuğuna dönmek zorunda kaldığı koca bir hafta. Yani, tanıştıklarından beri de çok düzenli bir iletişimleri olduğu söylenemezdi, ama gece geç saatlerde telefonuna ondan bir mesaj gelebilir, sabah telefonda konuşabilirlerdi. Şimdi bu ihtimaller bir anda ortadan kalkmıştı.
Atlas Kitabı'nı baştan sona tekrar tekrar okumuştu Irmak. Okudukça Atlas'ın Pelin'i neden ve nasıl öldürdüğünü, bunun Necati'nin eline nasıl bir koz verdiğini giderek daha çok merak ediyordu. Atlas'la ilgili gerçekleri öğrenmedikçe çıldıracak gibi oluyordu.
Yoğurdu bittikten sonra, tamamen sıkıntıdan, bir kase daha müsli doldurup yedi.
Atlas'la konuşmak zorundaydı. Ama ona mesaj atanın kendisi olmayacağına emindi. Ne var ki Atlas da yazacak gibi değildi. Irmak belki de ona haksızlık ediyordu. Belki Atlas da sürekli onu düşünüyordu ama Necati'nin yanında olduğu için arayamamıştı ya da belki kendi hayatında bir şeyleri yoluna koymayı bekliyordu.
Belki de Irmak'ın haftalar önce yapması gereken şeyi yapması gerekiyordu. Atlas Kitabı'nı çöpe atması, ondan sonsuza dek kurtulması. Belki bu, kafasındaki Atlas'tan da sonsuza dek kurtulması için yeterli olabilirdi.

8 Ocak 2018 Pazartesi

YENİ YILDA YENİ DİZİLERDEN HANGİLERİ TUTACAK?

Herkese merhaba!

Bu sezon hiç kaçırmadan izlediğiniz bir dizi var mı? 

Benim yok açıkçası. 

Ufak Tefek Cinayetler, oyunculukları için izlemeye devam ettiğim tek dizi ancak şu aşama itibariyle fazla teatral bir hal almış durumda. 

Bendeki inandırıcılığını kaybetmeye başladı. 

Her şey fazla dekor, fazla kostüm gibi duruyor her geçen bölüm. 



Gökçe BahadırAslıhan GürbüzTülin Özen kendilerini hala izlettiriyor ama yabancı dizileri düpedüz taklit eden (Desperate Housewives + Big Little Lies) olay örgüsü ve konusu Ufak Tefek Cinayet'leri her geçen bölüm daha yapmacık bir vaziyete sokuyor.

Zamanda bir ileri-bir geri gitmek yedi bölümlük bir dizi için doğru strateji olabilir ama hiç kimse Haziran'a kadar bir cinayetin işlenmesini beklemez, kusura bakmayın. 

Bir de sezon sonunda ölecek olan kişinin, şimdiye kadar görüp tanıdığımız karakterlerden biri olması gerekir. Gerçek polisiye böyle yazılır. Yoksa son bölüm araya sıkıştırıverilmiş bir figüranın camdan düşmesi, hiçbir anlam ifade etmez.

Kısacası bu sezon da, geçen sezon gibi, ekranın tadı tuzu pek yok. 

Hiç izlemediğim mafya temalı dizilerden (fragmanlarından bile), köşk entrikalarından pek sıkılmış durumdayım. 

Bir de eskiden Aşk-ı Memnu, Yaprak Dökümü, Öyle Bir Geçer Zaman Ki, Muhteşem Yüzyıl, Umutsuz Ev Kadınları (benim için) vardı, her günün bir dizisi vardı adeta. Ekran başına kilitlenir, izlerdik. 

Artık bu kadar sahiplendiğimiz bir dizi kaldı mı? 

Biraz da artık seçenek çok diye mi beğenmemeye başladık acaba? 



Ancak çarşamba akşamı başlayacak Babamın Günahları ve tarihi henüz belli olmayan, yakında ekrana gelecek Yuvamdaki Düşman'a bakacağım (ikisinin adları da biraz fazla mı negatif bilemedim ama bu çok önemli değil tabii). Babamın Günahları'na sırf Sezin Akbaşoğulları için bakacağım. Dizinin başrollerinde Kadir Doğulu, Melisa Sözen, Mustafa Uğurlu, İsmail Demirci yer alıyor. Akbaşoğulları afişten de anlayacağınız üzere yan rollerden birinde. Ancak kendisi, Hatırla Gönül ve Cesur ve Güzel'den beri takip ettiğim bir oyuncu. Gerçekten karaktere bürünüyor. O nedenle Babamın Günahları'na onun için bakacağım. Aksiyon temalı bir baba-kız dizisi gibi duruyor fragmanlardan, eğer çok mafyavari bir iş olursa izlemem, bırakırım ama ilk bölüme şans vermeyi düşünüyorum. Bu çarşamba Star'da.



Dizi internete özel hazırlanan bu fragmanıyla dikkatimi çekmişti. Tabii televizyonda ne nasıl olacak hep beraber göreceğiz. 


Daha büyük bir heyecanla beklediğim diğer yeni dizi ise Yuvamdaki Düşman. Yakında Show'da başlayacak olan bu diziye öncelikli olarak bakma sebebimse tamamen Aslı Tandoğan! Ondaki ekran ışıltısını ve enerjiyi çok seviyorum ben, bence harika bir oyuncu! 


 

Ayrıca psikolojik-gerilim türünde bir dizi olacakmış Yuvamdaki Düşman. Ki bayılırım. En son Güllerin Savaşı'nda izlemiştik bu türü. (Ve açıkçası tadı ağzımızda kalmıştı.) Dizi aynı zamanda Nebahat Çehre'yi de ekranlara döndürüyor ki of of, ne dönmek! Kısacası Pamir Pekin, Aslı Tandoğan, Ece ÇeşmioğluNebahat Çehre, güzel oyunculuklar, müzikler (fragmandaki müzik dilime takıldı ya) ve sürprizli bir senaryo olursa... Yuvamdaki Düşman'dan daha çok bahsedeceğiz gibi duruyor. Murat (Pekin) ve Yasemin (Tandoğan)'in bebeklerinin doğumuyla taçlanan mutlu yuvalarına bir gölge gibi düşecek olan bakıcı Ceren'in (Çeşmioğlu) neler yapacağı, daha fragmandan bile ürpertmiyor değil.


Fragmanda biri "Bu benim hayatım" derken, diğeri "Bu benim hayalim" diyor. Bu da dizideki ana çatışmayı basitçe özetliyor. Yuvamdaki Düşman, Ocak-Haziran döneminin en iyi dizilerinden biri olacal gibi duruyor, umarım beklentileri karşılar. 

Ayrıca bilenler bilir, Aslı Tandoğan, benim Ters Düz dizi ya da film olursa Ece Duman rolünde görmek istediğim iki oyuncudan da biri... Burada da yazmıştım. O nedenle Yuvamdaki Düşman'ı sırf Tandoğan için bile KESİNLİKLE izleyeceğim. 

Peki siz bu sezon neler izliyorsunuz? Bu iki yeni diziden hangilerine bakacaksınız? 

instagram.com/ofluoglumert
twitter.com/ofluoglumert
facebook.com/ofluoglumert